Gelecek Kaygısının Yaratıcılığa ve Üretkenliğe Etkisi Hakkında

Son zamanlarda hepimizin sıkça duyduğu ve üzerine konuştuğu bir kavram: Gelecek kaygısı.

Uzman Psikolog Yasemin Aydoğdu bu kavramı şu şekilde özetlemiş:

“Gelecek kaygısı genellikle gençler ve iş bulamayanlar üzerinde stres oluşturan bir durumdur. Nasıl iş bulacaklarını, istedikleri gibi bir iş bulup bulamayacaklarını, işlerini beğenip beğenmeyeceklerini düşünürler. Bu tip düşünceler sebebiyle kişinin kendine devamlı sorular sorması kaygıyı oluşturur.
Bu kaygı düzeyi, kişileri psikolojik olarak yıpratır.”


Maalesef ki çoğumuzun içine düştüğü bir durum bu. Önümüzü görememek, yarını bilememek, güvende ve rahat hissetmemek. Elbette hayat bilinmezlikler ve belirsizliklerle de güzel ancak geleceğin sonu görülemeyen siyah bir buluttan ibaret olması kimsenin isteyeceği bir şey değil. Yarını belli olmayan bir süreçte, para kazanma ve hayatta kalma mücadelesi verirken aynı zamanda gençlerin üretken ve yaratıcı olması isteniyor. Halbuki bu sorunlarla boğuşan insanlar yarını nasıl geçireceğini düşünmekten, farklı konular düşünmeye ve başkalarına faydalı olmaya vakit bulamıyor.

Kısacık bir hayat; kendimizi çözmek, karakterimizi tanımak, neyi sevip sevmediğimizi öğrenmek ve buna uygun bir iş bulup mutlu olmaya çalışmakla geçiyor. Hâlbuki başka bir düzende yaşasak ve daha rahat hissettirilseydik belki yeteneklerimizin farkında olup bu kaygıları yaşamak ve olumsuzlukları düşünmek zorunda kalmazdık. Bunun yerine evrene bambaşka bir pencereden bakıp her gün yeni bir gerçeklik üretebilirdik. Nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi? Geleceğe ne bırakabileceğimizi? Geçmişten bize neler kaldığını? Daha fazla araştırıp daha fazla fikir sahibi olabilirdik birçok konuda.


Öyle bir duruma gelindi ki bireyler üretkenliğe dair hiçbir şey düşünemeden sürekli çalışmak zorunda kalıyor. Geçinebilmek için bazıları iki işte çalışıyor. Oturup kendine vakit ayırmak gibi bir durumu olmamakla beraber olsa da birçok aktiviteyi yapmaya kimsenin gücü yetmiyor. Hayatın tekdüzeliği için savrulup giden bu insanlardan bir de yaratıcı olması bekleniyor. Benim ütopyamda bizi iyilikten ve faydadan alıkoyan hiçbir şeye yer yok. Böyle bir şey mümkün mü? Tartışılır. Ancak adı üstünde; Ütopya. İsterdim ki geleceğe dair bir şey düşünmeyip her zaman anı yaşayabilecek kadar sorunsuz ve mutlu bir düzende olalım. Sadece kendimize ve yaratmaya odaklanalım. Belki bir gün bunu başarabiliriz bilemem.

Ama son olarak şuna değinmek isterim:
Tarihin en önemli düşünürlerinden Platon, memleketi Atina’nın da içinde olduğu “Peloponez Savaşı” sırasında yaşamış ve buna rağmen üretmiş, bize eserlerini bırakmıştır. Yarını bilmediğimiz bir düzende bile üretmeye çalışmak ve yaratıcılığın peşinden gitmek mümkün. Bu elbette ki kaygılarımızın biteceği anlamına gelmiyor. Ama yaratıcılığa dair hiçbir şey hiçbir koşulda durdurulamaz ve üretkenliğin gücü şartlara rağmen engellenemez. Bunu da unutmamak gerekiyor.


Betül Çiçekyurt

betul.cicekyurt@hotmail.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir