Nostaljinin kalbi Yeldeğirmeni’nde atıyor

Yeldeğirmeni Mahallesi eski nostaljik havasının yanında her sokakta bulunan kafeleriyle de adından söz ettiriyor. Günü her saati, her yaştan insan kafa dinlemeye, sohbet etmeye veya zaman geçirmeye geliyor mahalleye. Gelenlerin önemli bir kısmı İstanbul’un karmaşa ve kalabalığından bir süre için uzaklaşmayı hayal ediyor. Şimdi siz de bir kafe hayal edin. Bu kafede sizi 80’lerin, 90’ların anılarını barındıran, leblebi tozundan, eski radyolara hatta ütülere uzanan çeşitliliğiyle adeta zamanda yolculuk yapıyormuş gibi hissettirecek bir atmosfer bekliyor. Sizi geçmişe götüren nostaljik gazozlar, çalınan şarkılarla o dönemlerde yaşıyormuş gibi hissedeceğiniz bir kafeye, Badama Kafe’ye gidiyoruz. Gelin bu farklı ve renkli kafenin işletmecisi Sercan Bey ile gerçekleştirdiğimiz bu sohbete siz de katılın.

Sercan Bey, öncelikle bu güzel kafe için ve bizi konuk ettiğiniz için çok teşekkürler. Böyle nostaljik bir kafe açma fikri nereden geldi aklınıza, daha önce de bu sektörde mi çalışıyordunuz?

  • Ben aslında teknikerim. Farklı bir sektörden geliyorum, bu benim ilk girişimim diğer arkadaşlar daha önceden beri bu işin içindelerdi, başka sektörden işleri de var girişimciler. Bazılarının kendilerine ait başka kafeleri de var burası şahsım adına ilk kafem diyebilirim. Benim açımdan duygusal olarak bir fikir değildi bu, tamamen ilk zamanlar ticari açıdan yaklaştım bu duruma. Daha önceden bir Kartal tarafında bir nostaljik kafe açmıştık güzel geri dönüşler aldık. Sonra “Kadıköy tarafında böyle bir kafe yok, burada neden olmasın?” diye düşündük.  Açtığımızda sonradan bir duygusallık sıcaklık oluştu, biz de bu kadarını beklemiyorduk açıkçası. İyi ki de yapmışız diyoruz şimdi, işlerimiz de çok güzel gidiyor.

Kafeye gelen müşterilerden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? Kafede ne gibi yeniliğe gitmeyi düşünüyorsunuz?

  • Gerek dizayn olsun gerek içerideki atmosferden dolayı güzel geri dönüşler alıyoruz. Yeni açılan bir kafe olduğumuz için eksiklerimiz var illaki ama kötü yorum almıyoruz. Bahçe kısmımız yol üstünde olduğu için onu kapatmaya çalışıyoruz, soba getirmeyi düşünüyoruz. Alt katta ve üst katta olmasını istiyoruz fakat burası ahşap olduğundan üst kata daha özel sobalardan almayı düşünüyoruz. En azından duman çıkarmayan ve tehlike yaratmayacak bir soba olması gerekiyor, eğer bulamazsak üst kata ısıtıcılardan taktırmayı düşünüyoruz. Soba ile birlikte kestane veya patlamış mısır yapmayı onları servis etmek istiyoruz müşterilerimize Bir yandan sohbet ederken bir yandan da kestane veya patlamış mısırı yemenin onlar için güzel olacağını düşünüyoruz. Aslında onların evlerinde hissetmelerini istiyoruz özetle.

Sizce Kadıköy gibi bir ilçede kafe işletmenin zor yanları var mı?

  • Zor yanları var tabii. Birinci olarak çok fazla kafe olduğundan kafeler arasında bir rekabet var. Gerek bizden daha eski veya daha lüks, gerekse bizim gibi yeni ve lüksten ziyade belirli bir içerik sunan birçok kafe var. Tüm bu rekabet ortamının içinde ayakta kalmaya çalıyoruz, bunun için de kalite ve fiyat olarak gerek sunduğumuz ortama gerek ürünlerimize dikkat ediyoruz. Benim ilk girişimim olduğu için ilk başlarda zorlansak da artık alıştık diyebilirim, müşterilerimizin de bizden memnun olduğunu düşünüyoruz.

Müşteriler burada en çok neleri beğeniyorlar? Yemek veya tatlı gibi en çok neler tercih ediliyor?

  • İlk başlarda bizim “ah eski günler” adında menüde bir köşemiz vardı. Leblebi tozumuz, patlayan şekerlerimiz, cino gibi eskiye dair bize özel ürünlerimiz onlar çok dikkat çekiyor ve çok seviliyordu. Onların dışında hamburgerlerimiz ve magnolya tatlımız çok seviliyor. Özellikle leblebi tozumuz çok seviliyor eskiye dair insanlar görünce çok mutlu oluyor. Gazozlarımız ilgi çekiyor, aşağıda duvarda duruyorlar ve müşterilerimiz oradan kendileri seçip alıyorlar. Şimdi menümüze yeni şeyler ekliyoruz, makarnalarımız ekleniyor mesela.  

Sohbetimizin sonunda Sercan Bey’e “Badama Kafe’nin diğer kafelerden farkı nedir?” diye soruyoruz: “Biz burada gelenlerin evlerinde hissetmelerini hissediyoruz. Bir kafeye gelirken kasılarak değil de rahatlıkla oturup sohbet edebildiği bir yer yaratmak istiyoruz. Çalışan arkadaşlarımız da müşterilerle samimi sohbet etmeyi severler, “Başka bir isteğiniz var mı? diye sorup geri çekilmeyi sevmeyiz, aksine samimi bir ortamda ve rahat olmasını istiyoruz müşterilerimizin. Tanıdığın bir yere gitmek mesela benim çok hoşuma gider. Örneğin “Ali n’aber?”deyip içeri oturabilmek, o yakınlığı sağlayabilmek, görebilmek bence insanların hoşuna gider. Yeri geldiğinde tek başına bile oturmaya gidildiğinde oradaki insanları tanıyorsanız, sohbet ortamı oluşturabiliyorsanız o mekanda insan daha çok rahat ediyor” diye yanıtlıyor.  

Siz de o dönemleri seviyorsanız ve özlediyseniz Kadıköy Halitağa Caddesi’ndeki Badama Kafe’ye uğramayı unutmayın.

Füsun Taze     

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir